DUBROVNİK’E NE ZAMAN GİTMELİ?

Aslında sorunun cevabı ‘her zaman’ . Haziran-Temmuz-Ağustos en kalabalık olduğu aylar . Biz Haziran sonu gibi gittik . Tam anlamıyla turist kaynıyordu . Mayıs , Eylül ayları gerçekten ideal olabilir .

DUBROVNİK GEZİ NOTLARI

Dubrovnik için Adriatik’in incisi diyebiliriz . Surlarla çevrili orta çağ masalımsı şehri . 2. Beyazıd ve Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı ‘ya vergi vererek varlıklarını sürdürmüşler . 15. yy ve 16. yy. da en zengin ,en varlıklı dönemlerini yaşamışlar .Yaşanılan büyük deprem ardından zenginlikleriyle kendilerini toparlamayı başarabilmişler.

Dubrovnik’e THY ile direk uçmak mümkün .1 saat 50 dakika süren kısa bir uçuş üstelik . Bilet fiyatları diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha ucuz . Küçük bir havaalanı var. Havaalanından eski şehir yani Old Town’a giden havaalanı otobüsleri ve belediye otobüsleri seçenekleri mevcut . Biz büyük valizlerimizden , İzmirden uçtuğumuz için 2 uçak değiştirme ve aradaki bekleme süresinin yoruculuğundan dolayı (bütün gece uykusuz geçirdik J ) taksi ile otele gitmeye karar verdik . Otel olarak deniz kenarında Old Town’a 10 dak. mesafede Valamar Club otelinde kaldık . Taksi 45 Euro tuttu , evet yanlış okumadınız J Herşeyden önce şunu söylemek lazım ki Dubrovnik hiç de ucuz bir şehir değil . Gittiğimiz yerler içinde en pahalı ilk 3’e girer üstelik . Gerçi Euro’nun arttığı bu dönemde gitmeninde buna bir katkısı olmadı değil .

Dubrovnik’e 2 tam gün ayırdık .2 gün Perast – Budva – Kotor’a , 1 günde Bosna-Hersek Mostar ve civarına ayırdık . Para birimi Hırvat Kuna’sı ama Euro’da çoğu yerde geçiyor . Geçmeyen bazı yerler olduğu için bir miktar da bozdurmakta fayda var .  Bozdurmak için şehrin içinde bir sürü yer var , aralarında kur farkı yok . Haziran – Temmuz 2018 kurlarına göre ;

1 Euro : 7.4 Hırvat kunası ( Kn )

1 Kuna : 0.78 TL

İlk işimiz ‘Dubrovnik Card’ almak oldu ve yaptığımız en akılcıl şeylerden biriydi . Bu kartın seçenekleri var biz 3 günlük olandan aldık . 250 kn. tek kişilik fiyatı internetten online alırsanız indirimle 225 kn. oluyor . Dubrovnik surlarına  , Franciscan Monastery Museum’a , Rupe Etnographic Museum’a , Naturel History Museum’a , Marin Drzic House , Maritime Museum’a giriş bedellerini içeriyor . Bizim için en iyisi restaurantlarda ki % 10 indirim oldu açıkçası . Bu kadar pahalı bir yerde çok farkettirdiğini söylemek lazım . İçinde ayrıca Old – Town’a giden 3 adet otobüs bileti bulunuyor . Normalde kartsız surları gezmek kişi başı 150 kuna , Franciscan Manastırı 70 kuna . Bu ikisinin toplamı bile kartın parasını çıkarıyor diyebiliriz .

Gelelim gezi planına …

İlk gün eski şehri Old Town’u keşfetmeye ayırdık . Bütün otobüslerin de durduğu Pile kapısından bu eski şehre giriş yaptık . 1970 ‘te Unesco Dünya mirası içine alınan bu orta çağ şehrinde kaybolmaya hazırız . Burası King’s Landing olduğu için her yerde Game of Thrones dükkanları , John Snow , Daenerys Targaryen karşımıza çıkıyor . Stradun caddesi en ünlü caddesi bütün önemli yapılar da burda zaten . Cadde üstünde girişte Büyük Onofrio Çeşmesi karşılıyor hemen .

Büyük Onofrio Çeşmesi : 1436 yılında yapımına başlanan çeşme taze , temiz su temini için önemli yer tutmuş . ( Dönemin belası malum veba hastalığı nedeniyle )

Buranın karşısında karşımıza Franciscan Manastırı çıktı .

Franciscan Manastırı : 13. Yy. da inşası başlayan manastırın içinde burayı özel kılan Avrupanın en eski eczanesine ev sahipliği yapması . Eski eczaneye ait objeler , ilaç yapma aparatları , tarifler biraz mesleki açıdan da olsa gerek çok ilgimizi çekti . İçinde bulunan kilisenin özelliği ise kadınların denizci eşlerinin denizden dönmesi için bağışladıkları mücevherlerin de sergilenmesi .

Parlak mermer taşlı Stradun caddesinde düşmeden yürümek zor bu arada çok kayıyor J Biraz ilerleyince pazar meydanı karşımıza çıkıyor . Ortasında ise Orlando heykeli , sütunu var . Önemli yapıların geneli de burda aslında .

      Orlando sütunu : 15. yy. da yapılmış bu sütun festivallerin açılış , kapanış noktası . Geçmişte halk içinde suçluların  yargılandığı , cezalandırıldığı yer .

Çan kulesi : 1444 yılında yapılmış fakat büyük deprem sonrası eğildiği için 1929 yılında yenilenen saat kulesi .

Rektör Sarayı : 15. yy. da gotik ,rönesans tarzı inşa edilmiş içinde 15. yy. ve 19. yy. ait sanat eserleri , antika mobilyalar , tarihi belge , sikke koleksiyonuna ev sahipliği yapan saray . Alt katta mahkum koğuşları var . Giriş kişi başı 120 kuna ve Dubrovnik kard burda geçerli değil . Biz girip gezdik içimizde kalmasın diye ama daha ucuza daha iyi saraylar gördük . Girmezseniz birşey kaybetmezsiniz bizce J İçinde canlı piano dinletisi olmasını sevdik .

Sponza sarayı : 16. yy. da gotik , rönesans tarzı inşa edilmiş , organizasyonlara ev sahipliği yapan saray .

Dubrovnik Katedrali : 12 – 14 yy. da yapılan katedral büyük depremden sonra yıkılıyor kazı çalışmalarıyla aslına uygun 20. yy. da tekrar inşa ediliyor .

Aziz Blaise Kilisesi : 17. yy. da Aziz Blaise için yapılan görkemli kilise , şehirde ki düğün törenlerinin çoğu burda yapılıyor .

Stradun Caddesi

Yan yola girdiğimizde şehrin başka önemli meydanı Gundulica Meydanı karşımıza çıkıyor . Sabahları pazar kurulan şirin bir meydan . Bu meydanın bonusu burda bulunan Captan Candy diye bir şekerlemeci . Almasanız bile içeriye girip şekerlemelere bakın kesinlikle . Bu meydanın ilerisinde ise bizi heyecanlandıran Jesuit Stairs ( Jesuit merdivenleri ) var . Game of Thrones sevenlerin hiç unutamayacağı Cersie ‘in çıplak bir şekilde utanç yürüyüşü yaptığı merdiven burası . Ağzımızda devamlı aynı sözcük malum ‘’ Shame , Shame , Shame ‘’ Bu merdivenler Dubrovnik’in en kalabalık yerlerinden biri ama burda vakit geçirmek çok keyifli . Biz merdivenlerin üstünde ki kilisede düğüne denk geldik . Babasının kolunda kiliseye giren çevresinde nedimeleri olan gelinin duygusal dakikaları tam film karesi gibiydi ?

Burdan eski liman bölgesine geçtik . En güzel fotoğraf karelerinin çekilebileceği yer kesinlikle . Buradan Elafiti ve Lokrum adası turları alınabiliyor . Yine bu bölgede turist bürosundan Kotor , Budva ve Bosna için 3 günlük araba kiraladık .

Sigorta bedeli ile birlikte 3 günlük 160 Euro tuttu . Bizi şaşırtan şey Avrupanın diğer her yerinde kredi kartı nomuzu alır , her yere imza attırırlardı . Burda hiç öyle birşey olmadı . Sabah otelin önüne arabayı getirmeleri üzerine anlaştık .

Stradun caddesi üstünde Marin Drzic ‘in heykeli var . Herkes kucağına oturup burnunu tutup resim çektiriyor . Araştırınca anladık ki şans getirdiğine inanılıyormuş . Eksik kalırmıyız ? Gelsin şanslar o zaman …

Dubrovnik ara sokakları oldukça dik ve merdivenli , hepsi birbirinden güzeller . Genelde buraya gelen turistler eski şehrin içinde apartman dairesinde kalıyorlar çok merdivenli olup yormayacak , valizlerle çıkılabilecek bir yer olmasına dikkat etmek lazım . Dubrovnik içi yürüyerek gezilecek bir yer  , araba kiralamaya gerek yok . Zaten park yeri de yok  , olanlar da inanılmaz pahalı . Bizim otel bu konuda avantajlıydı sıkıntı çekmedik .

İlk gün akşamı gün batırmak için Dubrovnik’in bütün manzarası ayaklarında Cable car yani teleferiğe bindik . Buraya merdivenler çıkarak değişik bir yoldan gidiliyor kime sorsanız söylerler zaten bulmak kolay . Sıra oluyor ama abartıldığı kadar değil . Burda Dubrovnik kart ya da Euro geçmiyor . Bir kişi iki yönlü fiyat 150 kuna . Pahalı ama kesinlikle değer . Panorama restaurantta gün batırmak efsane birşey . 1 hafta önceden yer ayırtmak lazım , yemekleri çok şahane olmasa da ortam manzara için  değer . Burada Dubrovnik kart % 10 indirimi var .

Dubrovnik çok elit bir şehir . Şehirde herşey çok şık , çalışanlar kibar çok profesyonel diyebiliriz. Dubrovnik içinde bir tane bile dilenci ya da işportacı görmedik ve çok şaşırdık . Akşam ambiansı da bir o kadar güzel . Bizim gittiğimiz dönemde dünya kupası maçları da olduğundan malum başarılarından dolayı şehrin enerjisi çok yüksekti .

2.Güne Dubrovnik surları ile başladık . Yazları sabah 8.00 – 19.30 arasında açık . Çok kalabalık olduğundan bir sürü Çinli , Japon turistle boğuşmamak , güzel fotoğraflar çekebilmek adına saat 8 de orda olmak lazım . Dubrovnik kart geçiyor . 1942 metre uzunluğunda bu surlardan manzara nefes kesici . 3 ayrı yerden çıkılabilen bu surlara biz Pile kapısı yanından çıktık . Dubrovnik’i üsten görmek , turuncu kiremitleriyle çok etkileyici . Yazılanlar kadar yorucu değil aksine keyifli . Biz bol bol fotoğraf çekip 3 saatte tamamladık . İçerisinde akşamüstleri keyifli olan ünlü Buza bar var . Lovrijenac Kalesi manzarası için bile surlara çıkmaya değer .

Buradan eski limana geçtik , Lokrum adasına gitmek için . Elafiti adalarına gitmek istedik fakat zamanı uygun değildi . Salı ve cumartesi sabahları kalkan korsan gemilerle en meşhurlarını gezdiriyorlar . ( Elafiti toplamda 13 tane adadan oluşuyor.)

   Lokrum adası : Eski limandan 15 dakikalık mesafede bulunan bu adaya feribot önünden bilet alınabiliniyor . Lokrum adasına gitmek kişi başı 150 kuna tutuyor . Adaya vardığımızda yerlileri olan tavus kuşlarının karşılaması çok hoştu . Her yerdeler ve çok görkemliler , birbirlerine kur yapmalarına bile şahit olduk . Adanın diğer yerlisi de tavşanlar…

Çok acıkmış olduğumuzdan Lokrumda bulunan Lacroma Restaurantı öğle yemeği için seçtik . Deniz ürünleri tabağı muhteşemdi . Dubrovnik’in içindeki çoğu yerden lezzetli bir restaurant olduğunu söyleyebiliriz . ( 2 kişi yaklaşık 600 tl. gibi bir ücret tuttu . Deniz ürünleri tabağı ve 1 şişe prosecco fiyatın içindekiler . demiştik Dubrovnik çok pahalı ?

Lokrum adasında oklarla herşey düzgün anlatılmış . Elinize harita veriyorlar ve üstünde numaralandırılmış 21 tane yer ver . Hepsini gezmek yarım günü alır . Biz botanik bahçesini ,dead sea yani ölü denizini ve kayalıkları beğendik . Sadece bunları gezseniz denize girseniz bile yeterli . Ölü deniz doğal bir havuz gibi burda yüzmek çok keyifli . Akşam üstü burdan Dubrovnik’e geri döndük .

Dubrovnik içinde su kemerleri var girişte , turistler arasında iki ayak durmak beceri , güç gösterisi haline gelmiş durumda . Her ne kadar çıplak ayak denesek de olmadı . Akım başlattık herkes denedi durabilen olmadı da karizmayı çizdirmedik?

Biz deniz kısmını Budva da yapacağımızdan , otelimiz deniz kenarında olduğundan deniz arayışına girmedik . Fakat isterseniz şehrin merkezine yakın denize girmek için ünlü Banje beach var

DUBROVNİK YEME İÇME ÖNERİLERİ

1 : Panorama restaurant : Teleferikle çıkılan manzara ve gün batımı için mükemmel , önceden rezervasyonlu , Dubrovnik kart % 10 indirimli restaurant . ( 2 kişi : risotto , ahtopot , patatesli garnitür , 1 şişe prosecco 450 tl. civarı tuttu . % 10 Dubrovnik kart indirimiyle . Bu arada risottosu çok başarısız söylemiş olalım

2 : Arsenal Restaurant : Stradun caddesi üzerinde arkada deniz kenarı tarafında da masaları bulunan , Dubrovnik kart % 10 indirimli restaurant . Biz burda sarımsaklı , zeytin yağlı Şafağın seçimiyle Adriatik usulü özel soslu midyelerini denedik . İzmir de yaşayan midye gurmesi kişiler olarak çok beğendik . ( 2 kişi sarımsak özel soslu midye + 1 şişe prosecco : 250 tl.

3 : 360 Dubrovnik : Bizim birkaç seyahat alışkanlığımız var . Bunlardan biri maliyetli de olsa gittiğimiz yerin en iyi restaurantını , en iyi yemeğini denemek . Bu da öyle bir restaurant . Michelin yıldızlı restaurantlar gibi bir yer. Ödüllü şefleri var . Mekan tam surlarda , liman manzarası olan çok şık bir restaurant . Yemekler o paraya değer mi , bizce değmez . ( 2 kişilik başlangıç risotto , antrikot , garnitürler , 1 şişe Prosecco 1350 tl. Çok pahalı haklısınız  , içimize sonradan oturmadı değil ? Önceden rezervasyon gerekiyor .

4 : Dubravka Restaurant : Pile kapısı yakınında denize sıfır , Dubrovnik kart % 10 indirimli restaurant . Kahvaltısı başarılı olduğunu okuduk ama denemedik . Önceden rezervasyonlu fakat gittiğiniz de biraz beklerseniz yer bulunuyor . Fiyatları yine pahalı ama diğerlerine göre daha uygun . Biz en çok deniz mahsüllü risottolarını beğendik hatta bayıldık . Burayı  o kadar sevdik ki Bosna dönüşü son gece yine burda yedik . Kokteylleri de başarılı saat ilerleyince deniz kenarı masaları boşalıyor burada kokteyl keyfi de güzel oluyor.(  2 risotto , 1 şişe prosecco yaklaşık 400 tl kadardı . Kokteyllerin tanesi 50 tl. kadardı .

5 : Jazz Café Troubaddur : Burası akşamları kaliteli canlı Jazz müziği dinlemek için muhteşem bir yer .

BİZCE DUBROVNİK OLMAZSA OLMAZLARI

  1. Dubrovnik surlarına çıkmak
  2. Stradun caddesini gezip , heryerde Game of Thrones ruhunu sonrada zehirlenmesini yaşamak
  3. Teleferikle Dubrovnik ve Lokrum adasını yukardan izlemek ( Kışın hava koşullarından dolayı seferler iptal olabiliyormuş .
  4. Jesuit Stairs’ta vakit geçirmek
  5. Tabiki Lokrum adasına gitmek ( Kışın hava koşullarından dolayı seferler iptal olabiliyormuş

Devamı Perast , Budva , Kotor …