Yeterince kaynak olmadığı için programlamada en zorlandığımız gezilerden biri oldu. Bu yüzden zorlandığımız yerleri ayrıntılı bir şekilde anlatmak istedik. Öncelikle rüya gibi bir destinasyon. Bilinenin aksine sörf, deniz, kum güneşten ibaret değil. Tırmanma noktaları, bozulmamış doğa, sayısız şelale, aktif yanardağlar ve daha niceleri…
Hawaii Amerika Birleşik Devletleri’nin eyaletlerinden biri. 21 Ağustos 1959’da Amerika topraklarına katılan en yeni eyalet. Aslında Amerika’dan 3700 km. açıkta ve Kuzey Büyük Okyanus’ta Amerika, Japonya arası bir konumda. Nüfusun yarıya yakını hal böyle olunca Japon. Hawaii öncelikle bir adalar topluluğu. Genelde tek bir ada yanılgısı var. 8 büyük ve bir sürü küçük adadan oluşuyor. Yanardağlar sayesinde oluşmuş bu adaların sınırları devamlı genişliyor. Bunlardan büyük olanları; Kauai, Maui, Oahu, Niihau, Big İsland, Molokai, Lanai, Kahoolawe. Her ada birbirinden çok farklı özellikleriyle şaşırttı bizi. Oahu adası en bilineni ve başkent Honolulu da burada. Hawaii nüfusunun çoğu Honolulu’da yaşıyor. Bu nedenle diğer adalar oldukça sakin.
HAWAİİ’YE ULAŞIM
Uçak bileti konusu sanırız ki gidişte en zor konu çünkü biletler pahalı. Milleriniz varsa uyguna getirebilirsiniz. İzmir’den geçeceğimiz için her türlü en az 3 uçak kullanmamız gerekiyordu. Fiyatta en uygun olan Lufthansa hava yollarını seçtik. Bağlantılı uçuşlarla Honolulu’ya kadar bavullarımızı almadan gidebildik.
Rotamız :
1- İzmir-Münih ( 2 saat, 45 dk. )
2-Münih-San Francisco ( 13 saat, 30 dk )
3-San Francisco-Honolulu ( 5 saat )
Arada bekleme süreleriyle 30 saat oldu. Gerçekten yorucu olduğu söylenebilir. 2 kişi 22.000 tl. fiyat tuttu ve karta böldürüp alabildik. İstanbuldan THY ile Los Angeles’e geçip oradan Honoluluya aktarma yapabilirsiniz. Bloglarda Houstan’dan geçiş en uygun olabiliyor gibi okuduk ama Houston üzeri bilet araştırması bizde hiç uyguna gelmedi. THY biletleri yaklaşık 2 kişi 31000 tl. kadardı. Ayrıca Güney Kore’den aktarma yapıp geçenler de var.
HAWAİİ GEZİ PLANLAMASI
Biz 3 ada belirledik. Karar vermek çok zor oldu. Maui mi? Kauai mi? Adaların en eskisi, doğası en güzel oluşu ve Na Pali Coast nedeniyle Kauai’de karar kıldık. Maui daha çok balayı rotası olduğu için vazgeçtik. Böylelikle rotayı ilk 3 gün Oahu-Honolulu, 4 gün Big İsland, 4 gün Kauai, son gün yine Honolulu olarak belirledik. Yolda geçen zamanla birlikte 15 gün ayırmış olduk. Adalar arası feribot ulaşımı yok. Yerel uçak firmalarıya 1 saat süren uçaklar ile gidebiliyorsunuz. Bunu da skyscanner üzerinden biletlerini alıp totalde 6000 tl. iç hatlara harcamış olduk.
Kalacak yerlere gelince booking veya hotels.com’dan 3 farklı konsept ayarladık. İlk oteli Honolulu’da Waikiki beach kenarında oranın ruhunu yaşayabileceğimiz Aston Waikiki Beach otelini seçtik. Big İsland’da ise Airbnb’den yağmur ormanlarında hayallerimizdeki evi kiraladık. Son olarak Kauai’de herşey dahil formatı dışında bizim Antalya otellerine benzeyen dinlenip, keyif yapabileceğimiz Kauai Beach Resort’u seçtik. Bu seçimler bizi pişman etmedi.
Adaları gezmek için araba şart. Toplu taşıma görmedik açıkçası. Ayrıca gitmeden araba kiralamakta fayda var, sonra bulunamayabiliyor. Totalde 12 gün araba kiralamaya 7500 tl. ödedik. Adada Jeep kullanımı yaygın hepsinde biz de Jeep seçtik. Üstü açılan Jeeplerle gezmek çok keyifli. Araba kiralayınca çok da özgür gezip tadını çıkarabiliyorsunuz.
OAHU, HONOLULU GEZİ NOTLARI

O zaman ALOHA diyerek başlangıç yapalım. Merhaba, hoşçakal, sevgiler her anlama gelen mucize kelime. Honolulu hava alanına indiniz çiçekli karşılama bekliyorsunuz ama onlar filmlerde var 🙂 Hava alanından 10 dolar verip bizim gibi çiçek işini halledip havaya girebilirsiniz tabiki. İlk sürpriz valizler yok. San Francisco’da kalmış. 2 saat kayıp bagajda sıra bekleyip form dolduruyorsunuz. Ertesi gün otelinize bagajlarınızı yolluyorlar. Hawaii o kadar güzel ki yaşanan hiç bir olumsuz sizi etkilemiyor açıkçası.
Burası 7-24 yaşayan bir şehir. Her yerde cıvıl cıvıl insanlar, sörf yapanlar, Hawaii müzikleri gördüğümüz en dinamik şehirlerden. Bu nedenle merkezde 4 yıldızlı Aston Waikiki Beach oteli seçtik. 4 gece totalde otopark ücreti, şehir vergisi ve otel kullanım bedeli dahil 4500 tl. ödedik. Buranın tek eksisi araba parkı. Otelde tek seçenek valeye vermek ve günlük 45 dolar. Yanlış duymadınız 🙂 Gittiğimiz en pahalı yerlerden başkaları gibi ucuz gezdik diyip fiyatları azaltıp söylemeye niyetimiz yok 🙂 Çok park seçeceğiniz yok üstelik…
Sabah gün doğumu ve akşam gün batımı renkleri muhteşem. Hawaii’nin simgesi; plakalarında da mevcut gökkuşağı. Her yerde somewhere over the rainbow şarkısı 🙂 Her an gök kuşağı çıkabiliyor çünkü. Kısa yoğun yağışlar ve ardından hemen güneş sonuç sürpriz gökkuşakları. Hawaii hem ruhumuza güzellikleriyle, hem de bedenimize sınırlarımızı zorlaması ile o kadar iyi geldi, öyle bir deneyim oldu ki kelimeler yetersiz kalır. Şimdiye kadarki en iyisi…
Peki niye Hawaii ? Hayallerimizi süsleyen Haiku Stairs, dünyanın en aktif volkanı, fotoğraflarını görüp aşık olduğumuz Na Pali Coast başlıca sebeplerdi bizim için.

Oahu’da Neler Yapılır?
- North Shore Köpekbalığı kafes dalışı
- Waikiki ya da Quens beachte sörf
- Hanauma Bay’de renkli balıklarla şnorkel keyfi
- Diamond Head, Koko Head Krater tırmanışı
- Phill Box tepesi tırmanışı
- Lanikai Beach keyif
- Kualoa Ranch Atv turu: Jurassic Park, Lost dizilerinin ve 50 ilk öpücük filmlerinin çekildiği park burası
- Dole Plantation: Ünlü ananas tarlaları
- Ho’omaluhia Botanik bahçesi
- Manoa şelalesi
- Pearl Harbor gezisi
- Cennete uzanan merdivenler yani Haiku Stairs
Hepsini yapabildik mi, tabiki hayır 🙂 Yetiştiremeyip içimizde kalan şeyler oldu. İlk gün uçağımız akşam vardığı için Waikiki’nin lüks markalarla dolu ana caddesini gezebildik. Her köşe başı görebileceğiniz, en uygun fiyatlı olan ABC storelerden alışveriş yaptık. Bu dükkan içinde ilaçlar bile satılıyor yok yok yani 🙂 Sonra otelimizinde restaurantı olan Waikiki Beach’in kalbinde Tiki’s Beach barda Mai Tai’lerimizi yudumlayıp, canlı müzikle yorgunluk attık.
İkinci gün sabah Waikiki Beach’te yürüyüş yapıp, gün doğumu renklerini izledik. Otellerde kahvaltı seçeceği çok maliyetli olduğu için kahvaltıları dışarıda yapmayı tercih ettik. Heavenly Island Lifestyle diye puanı yüksek bir kafeyi seçtik. Egg Benedict, Wrap ve 2 soğuk çay sipariş ettik. Dekoru ve tadları çok güzel mekandı, tavsiye ederiz, 30 dolar ödedik. Tl. bazında düşünmüyorduk dimi 🙂
Hawaii tam bir hike yani tırmanış cenneti. Sonunda eşsiz manzaralar. İlk olarak Phill box tırmanışına karar verdik. Phill box’a dönmeden kenara arabayı parkedip yola koyulduk. Kolay-orta zorlukta geçen bir tırmanış noktası. Yanınıza ne kadar su alırsanız alın yetmiyor nem fazla ve çok sıcak. 3 km. uzunlukta bir yol yanlar uçurum ama geniş, çok sıkıntı yaratmıyor. Her tırmanışta önemli olduğu gibi asıl nokta ayakkabı seçimi çünkü yollar çok kayıyor. Zirvede dünyanın en güzel kumsallarından olan Lanikai beach manzarası var. Buranın ünlü fotosu uçurum kenarından bacakların sallandığı foto 🙂 Yorgunluğunuzu alan eşsiz bir manzara. Totalde yaklaşık 2.5 saat süren bir tırmanış oldu bize. Buradan sonra Lanikai beachte serinleyip, dinlenmek güzel bir seçenek.
Phill box sonrası; Ho’omaluhia Botanik bahçesi ve ünlü dikine sıralanmış yemyeşil dağlarla birlikte yol manzarasını görmeye gittik. Hawaii’yi aklımıza kazıyan ikonik bir manzara. İşte bu kısım bloglarda yazmıyordu. 16:00’da kapanıyor. Giriş ücretsiz ama manzaranın olduğu yerde arabayla durmak ve foto çekmek yasak. Yani buraya kapandıktan sonra gelip, tellerin arasından geçip foto çekilmek gerekiyormuş. Arabayla giderken çekebildiğim kadarı oldu diyelim 🙂 Botanik bahçe çok güzel. Hayatımızda görmediğimiz ve göremeyeceğimiz bitki çeşitlerini gördük.
Günü Diamond Head krater tırmanışı ile tamamlamak istedik. İlk krater tırmanışımız olduğu için heyecanlıydık. Aynı gün 2 tırmanış sıcakta zorlamadı değil açıkçası. Araba parkına 5 dolar ödüyorsunuz. Yaklaşık 2.9 km. süren bize göre orta zorlukta bir tırmanış oldu. İçinde tırmanma, merdiven çıkma, kapalı uzun bir tünel var. Sabah saatleri daha iyi olabilirmiş. Kapalı tünelden sonra sağdaki dik merdivenli yol daha zor, soldakini seçmek lazım. Sağdakini deneyimleyerek öğrenmiş olduk 🙂 Yaklaşık 3 saat süren bir tırmanış bu. Zirvede dev kraterin eteklerini görebiliyorsunuz. Waikiki’nin o muhteşem manzarası yorgunluğunuzu unutturuyor. İndiğinizde bonus Dole’nin satışını yapan otobüs büfe var. Taze meyve suları ve atıştırmalıkları çok güzeldi. Bunlara yaklaşık 10 dolar para ödedik.
Akşam kendimizi ödüllendirip Waikiki Beach’te deniz kenarında Outrigger Waikiki Beach Resort otelin Duke’s Waikiki isimli restaurantına geldik. Gördüğümüz kumsal kenarında filmlerde izlediğimiz otantik müthiş bir yerdi. Şiddetle tavsiye ederiz. İki kişi et yemeği yiyip, totalde 4 Mai Tai içip 90 USD. ödedik. Alkolleri güçlü baya çarpıyor uyarmadı demeyin 🙂
Gelelim üçüncü güne. Bizim için en önemli gündü desek yalan olmaz. Çünkü Haiku Stairs tırmanışını planladığımız gün. Akşam biraz jetlag, biraz heyecan uyuyamadık. Öncesinde iyi bir kahvaltı lazımdı tabiki. Bunun için merkezde Cheeseburger in Paradise isimli mekanı tercih ettik. Kızarmış yağlı ekmek, reçel, 2 yumurta, soğanlı tava patates ve sınırsız kahveden oluşan, porsiyonları iyi doyurucu olan set bir kahvaltı yaptık. Ne de olsa enerji lazımdı. Totalde 16 USD. ödedik. Sonra Haiku Stairs yani cennete uzanan merdivenlere tırmanmaya gittik. Ayrıntılar Haiku Stairs yazımızın içinde.

















